28 Ocak 2012, Cumartesi
A+A-
İstanbul Müzik Festivali'nin hafta içi açıklanan programının en dikkat çekici kısmı, bu yıl 40. yılını kutlayan İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın ünlü müzisyen Fazıl Say'a beste sipariş etmesiydi. Genelde, olağan bir durummuş gibi algılandı. Oysa, 2003'teki Metin Altıok Oratoryasu nedeniyle Fazıl Say ile İKSV'nin arasının açık olduğu hatırlanırsa, bu işbirliğinin başka bir anlamı olduğu hemen anlaşılıyor. Say, polemiklerini bir yana bırakırsak, bestelediği eserlerle, yorumlarıyla sahnede devleşen, kendi alanında dünyanın en önemli müzisyenleri arasında bulunan bir sanatçımız. İKSV de 40 yıldır kültür ve sanat dünyamıza çok önemli katkıları olan bir kurum. Anlaşılan taraflar arasında 2003'te yaşanan 'sansür' tartışması küllenmiş ve yepyeni bir sayfa açılmış... Bu sayfanın ilk eseri de Fazıl Say'ın 40. İstanbul Müzik Festivali için bestelediği Mezopotamya Senfonisi olacak. Eserin festivalde dünya prömiyeri yapılacak. Tabii bu prömiyerin, festivalin en önemli konserlerinden biri olacağını tahmin etmek de güç değil. İstanbul Senfonisi'nden sonra Fazıl Say'ın bestelediği ikinci senfoni olan Mezopotamya Senfonisi için sanatçı uzun bir süredir çalışıyor. Senfoni 10 bölümden oluşacak. Say'ın bugünün Mezopotamya coğrafyası üzerine odaklandığı senfoninin bölüm başlıkları ise şöyle: Ova'daki İki Çocuk, Dicle, Ölüm Kültürü Üzerine, Melodram, Güneş, Ay, Kurşun, Fırat, Savaş Üzerine ve Mezopotamya Türküsü. Eseri, yaklaşık 120-130 kişilik bir orkestra seslendirecek. Fazıl Say da, bestesi hakkında oldukça iddialı: "Mezopotamya Senfonisi kanımca benim başyapıtım" diyor. Bize de Say ve İKSV arasındaki işbirliğinin devam etmesini dilemek ve Mezopotamya Senfonisi'ni iple çekmek düşüyor.